ANAOKULU ÖĞRETMENİ UMUT ARSLAN 'IN KİSİSEL BLOG SAYFASI

EGİTİCİ YAZILAR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
EGİTİCİ YAZILAR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Aralık 2019 Cuma

,
Soru 1: Okul öncesi eğitimi kaç yaşında başlatılmalı?
Bu sorunun cevabı, çocuğun gelişim düzeyine ve aile yapısına göre farklılık gösterse de genel kabul görmüş uzman tavsiyeleri şu şekildedir:
Çocuğun 3 yaşına kadar bizzat ilgi ve şefkat görebilmesi için ebeveyni devamlı yanında olmalıdır. Yaşamın ilk 3 yılında temel güven duygusunun gelişecek olması ve temel bakım ihtiyaçlarının eksiksiz karşılanabilmesi için bu süre zarfında okul öncesi eğitim kurumlarına başvurmak önerilmiyor.

Anne-baba çalışmak zorundaysa kreş önerilir. Kreş, anaokulundan farklı olarak 3 yaş altı çocukları kabul etmektedir. 36.Aydan itibaren okul öncesi eğitim planı yapmaya başlayabilirsiniz. Araştırmalara göre aileler, okul öncesi eğitimi genellikle 4-5-6 yaş dönemi için tercih ediyorlar. Çalışan annelerin olduğu ailelerde, 3 yaş altı çocukların da kreşe gönderilme oranı bir hayli fazla.
Bunlarla beraber, eğitimin her yaşta önemli olduğunu ve 1 yaşındaki çocuğun dahi ebeveyni tarafından eğitilebileceğini hatırlatmakta fayda var. Bu da demek oluyor ki, okul öncesi eğitim anne-baba ile başlar; ilkokul seviyesine gelene kadar çeşitli yöntemlerle devam eder.
Çocuk gelişimi ve eğitimi hakkında güncel paylaşımlar yapan tüm bilinçli anneler gibi sen de etkileşime geçmek ister misin? Facebook grubuna katıl ✔
Soru 2: Okul öncesi eğitimi çocuğa neler kazandırır?
Okul öncesi eğitimi ile çocuğun ilgi alanları ve öne çıkan yetenekleri tespit edilebilir. Gözlemlenen çocuğun sahip olduğu bireysel farklılıklar göz önünde bulundurularak fiziksel ve zihinsel gelişimlerine destek vermek kolaylaşır. Bu süreç, nokta atışı çözümleri de beraberinde getirir.
Okul öncesi eğitimi çocuğun duygusal, fiziksel, zihinsel, dil ve sosyal gelişimi açısından yüksek öneme sahiptir. Çocuğa özel kişiselleştirilmiş süreçler içereceğinden, edinilen beceriler çocuğun bir ömür yaşam kalitesine yansımaktadır.
Okul öncesi eğitimi alan öğrenci:
  1. Sahip olduğu yetenekleri erken fark eder, zeka potansiyelini etkin kullanır.
  2. Özgüveni yüksek olur.
  3. Okul eğitimine yabancılık çekmez, öğrencinin isteksizlik oranı düşük olur.
  4. İletişim becerileri gelişmiş olur
  5. Paylaşmayı öğrenmiş olur.
  6. Okuma yazmayı daha kolay öğrenir.
  7. Problem çözme becerileri gelişmiş olur.
  8. Sorumluluk almayı öğrenmiş olur.
  9. Toplu yaşamın kural ve gerekliliklerini öğrenmiş olur
  10. El becerileri gelişmiş olur.
  11. Eşleştirme, gruplandırma gibi matematik becerileri gelişmiş olur.
  12. Dikkat süresi gelişmiş ve konsantrasyon yeteneği yüksek olur.
Soru 3: Okul öncesi eğitim zorunlu mu?
Hürriyet Gazetesi'nin resmi internet sitesinde 04 Ekim 2016 tarihli haberine göre, Binali Yıldırım'ın okul öncesi eğitim hakkında açıklaması şu şekilde:
Binali Yıldırım, 2019 yılına kadar ikili öğretime son verileceğini, öğrencilere yarım gün yerine tam gün eğitim verileceğini ve okul öncesi eğitimin zorunlu hale getirileceğini belirtti.
Soru 4: Okul öncesi eğitim kurumları nelerdir?
A) Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Kurumlar:
  • Bağımsız anaokulları
  • İlköğretim bünyesindeki anasınıfları
  • Kız meslek liselerinin bünyesindeki uygulama anaokulları
B) Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumlarına Bağlı Olanlar:
  • Çocuk bakım evleri
  • Çocuk kulüpleri
  • Çocuk yuvaları
C) Üniversite ve Özel İşletmeler Bünyesinde Bulunan Okul Öncesi Eğitim Kurumları:
  • Çalışan personellerin çocuklarına hizmet eden özel eğitim alanları.
Soru 5: Okul öncesi eğitim neden yüksek öneme sahiptir?
İnsanlarda zihinsel gelişimin en aktif olduğu dönem 17-18 yaşa kadar olan dönemdir. Bu dönem de kendi içinde çeşitli periyotlara ayrılır.
Konumuzla alakalı kısmı, insanlarda zihinsel gelişimin %50’si ilk 4 yılda; +%30’u ise 8 yaşına kadarki süreçte tamamlandığıdır. Dolayısıyla, okul öncesi eğitimden bahsederken çocuğun kendi zeka potansiyelini keşfedip geliştirebileceği en önemli dönemlerden bahsetmiş oluyoruz.
Eğitim 4.0 devrimiyle çocukları gelecekte bambaşka bir eğitim dünyası bekliyor olacak. Okul öncesi eğitimi, gelecekteki eğitime hazırlık yapmak açısından da önemlidir.
Okul öncesi eğitim programına tabi olan çocuklar, zorunlu eğitim dönemine kolayca uyum sağlayıp yaşıtlarından daha fazla beceriye sahip olabiliyor.

14 Ağustos 2019 Çarşamba

,
Öğretmenlerin ve velilerin çocukları, "Yakışıklı oğlum!" "Güzel kızım!" "Akıllı çocuğum!" diyerek sevdiğini görülüyor. Çocuklar için "akıllı", "yakışıklı", "güzel" sıfatlarını kullanmak ne kadar doğru? ARAŞTIRMA
Stanford Üniversitesi'nden Prof. Carol Dweck, iki ayrı gruba kolay problemler veriyor. Çocuklar problemleri çözmeyi başarınca, bir gruba "Sen zeki olmalısın.", diğer gruba "Sen çok çalışmış olmalısın."diyor. Sonra iki gruba da zor problemler verip, çözmek isteyip istemediklerini soruyor.

"Zekisin" övgüsünü alan grup, zor soruları çözmek istemezken; "çalışkan" övgüsünü alan grup çözmek istiyor. Acaba zekası övülen çocuklar neden zor soruları çözmek istemiyor?
ZEKİ GÖRÜNME SAVAŞI
Çocuğa "Sen zekisin!" dediğiniz an, çocuk zeki olarak etiketleniyor. Çocuğun başarısı, kabulü ve zamanla da kimliği zeki olmak üzerine kurulu oluyor. Kimliği zeki olmak üzerine kurulduğu zaman da, çocuk birey olarak var olmak için, bu imajını sürekli korumak istiyor. Bunu nasıl yapıyor? Kendisini zeki gösterecek işleri seçerek veya zeki göstermeyecek zor işlerden kaçarak. Çocuk şöyle düşünüyor: "Zor işi denersem ve başarısız olursam, insanlar beni aptal zanneder. Bu durumda da dayanak noktam yıkılır. Kabulüm tehlikeye girer." Zeki imajını sürdürmek için başka yöntemler de kullanıyor. Örneğin, çalışmıyor. Çalışmazsa ve başarısız olursa, diyor ki: "Tamam. Ben başarısız oldum ama bunun sebebi zeki olmamam değil,çalışmamam. Siz zekamdan şüphe etmeyin!" Bundan dolayı bazı insanlar için "Zeki ama çalışmıyor." sözünü çok kullanırız.

KONTROL DIŞI KİMLİK
Bu araştırma zeka üzerine ama altında çok güçlü bir felsefe yatıyor. O ne? Bir insan kabulünü ve dolayısıyla kimliğini kontrolü dışındaki özelliklere bağladığı zaman, hassas ve kırılgan bir benlik anlayışı geliştirir. Çünkü bir insan her zaman ve sürekli zekasını gösteren davranışlar sergileyemez. Sürekli endişe ve reddedilme korkusuyla yaşar. Dışa bağımlı bir kişilik oluşturur. Kendi içinde bir "bütünlük" duygusu yaşayamaz.

GÜZELLİK VE YAKIŞIKLILIK

Aynı mantık insanın kontrolü dışında olan "güzellik" ve "yakışıklılık" için de geçerlidir. Bir kız sürekli ve her zaman güzel olamaz. Bir erkek sürekli ve her zaman yakışıklı olamaz. Yaş ilerledikçe güzelliğini kaybetmeye başladığını düşünür ve depresyon belirtileri başlar. Peki, kızınız güzel ve zekiyse, ne olacak?
GÜZELLİĞE DAYALI BENLİK
Çocuğun güzelliği ve zekası, saç rengi gibi doğal bir özelliği olmalıdır ki kimliği ve kabulü güzelliği üzerine kurulu olmasın. Kimliği güzelliği üzerine kurulu olan güzel bir kızla, olmayan güzel bir kızı hemen ayırt edersiniz zaten. Birincisi, güzelliğiyle ilgi bekler, güçlü bir benlik geliştirememiş, ve düşünsel derinliği yoktur. Dış görünüşüne yönelik en küçük eleştiriye tahammül edemez. İkincisinin güçlü bir benliği ve yaşama dair bir duruşu ve anlayışı vardır. Çünkü ailesi onun güzelliğine değil, karakterine vurgu yapmıştır. Kendi değerleri ışığında seçimlerini yapar. Peki o zaman çocukları ne diyerek seveceğiz?

NE DİYECEĞİZ?
"Çalışkan çocuğum." diyebilirsiniz. Bir çocuk her zaman çalışkan olabilir ve bu seçim onun kontrolündedir. "Dürüst, düşünceli, duyarlı vs " diyebilirsiniz. Çünkü bir çocuk her zaman dürüst, düşünceli ve duyarlı olabilir. Bu durumlar da onun kontrolündedir. "Canım oğlum" diyebilirsiniz. Bir çocuk sürekli "canınız" olabilir. ("Aslan" veya "güçlü" diyemezsiniz. Bir çocuk her zaman "aslan" ve "güçlü" olamaz.)

GÜÇLÜ BENLİK
Kısacası, çocuğun kimliği zeka ve güzellik gibi kendi kontrolü dışındaki özellikleri üzerine kurulu olursa, tek boyutlu bir kişiliğe sahip olur, kırılgan bir kimlik geliştirir ve dışa bağımlı olur. Bu sebeple karakterli ve güçlü benlikli çocuklar yetiştirmek için, çocuğun kontrolünde olan ve her zaman sürdürebileceği özelliklerine vurgu yapılmalıdır.

11 Temmuz 2018 Çarşamba

,

Emniyet’ten anne ve babalara 12 maddelik uyarı


Emniyet Genel Müdürlüğü, resmi sosyal medya hesabından “Anne ve Babalar Dikkat!” uyarısıyla yaptığı açıklamada çocukların kendilerini koruyabilmeleri için yapılması gerekenleri sıraladı.
Paylaşımda, ailelere çocuğun tanımadığı kişilerle fiziksel temas kurmasına izin verilmemesi, çocuğun tanımadığı kişilerden uzak durması, tanımadığı bir kişi tarafından vücuduna dokunulduğunda nasıl tepki vermesinin öğretilmesi gerektiği bildirildi.
Ailelerin, çocuğun internet ortamında görüştüğü kişilere dikkat etmesi uyarısında bulunulan paylaşımda, şu ifadelere yer verildi:
“Çocuğunuzun adını her yere yazmayın. Çocuğunuzun fotoğraflarını ismiyle birlikte sürekli sosyal medyada paylaşmayın.
Telefon numaranızı ve acil ihbar hatlarını (155-156-112) ezberletin.
Çocuğunuzun tanımadığı kişilerin arabalarından uzak durması gerektiğini ve gelebilecek tehlikelere karşı arabanın gittiği yönün tersi istikametinde koşmasını öğretin.
Çocuğunuz kaybolduğunda güvenlik güçlerinden yardım istemesi gerektiğini öğretin.
Çocuğunuz için acil durumlar karşısında gizli bir kod icat ederek “anne ve babamın adı ne?, aile şifremizi söyle ?” diye sormasını isteyin.
GPS sayesinde ve çeşitli mobil konum uygulamaları ile çocuğunuzun nerede olduğunu öğrenin ve şarjının ne kadar kaldığını takip edin.
Kendini tehlikede hissettiği anda “Ben onu tanımıyorum!” diye bağırmayı öğretin.
Tanımadığı kişilerle asansöre binmemesi gerektiğini söyleyin.

21 Haziran 2018 Perşembe

,
Okul öncesi eğitim süresince çocuklar ilköğretime hazırlanırken, paylaşmayı, dayanışmayı, sosyalleşmeyi ve birlikte çalışmayı öğrenirler. Okul öncesi eğitimin amacı çocuklarda öğrenmeye ilgi uyandırmak ve çocuğun varolan yeteneklerini görünür kılmaktır.

Bu dönem, araştırmacılar için çocuğun yüksek öğrenme potansiyeline sahip olduğu bir dönem olarak görülmektedir. Uygun fiziksel ve sosyal çevre koşullarında ve sağlıklı etkileşim ortamında yetişen çocuklar, daha hızlı ve başarılı bir gelişim gösterirler. 
Eğitimin ilk basamağını oluşturan okul öncesi eğitim gömleğin ilk düğmesidir ve bunun doğru iliklenmesi gerekir.

Çocuğun doğduğu günden temel eğitime başladığı güne kadar geçen yılları kapsayan ve çocukların daha sonraki yaşamlarında önemli rol oynayan; bedensel, psikomotor, sosyal-duygusal, zihin ve dil gelişimlerinin büyük ölçüde tamamlandığı, kişiliğin şekillendiği ve çocuğun devamlı olarak değiştiği bir süreçtir. Bu nedenle, çocuğun küçük yaşlarda sağlıklı bir ortamda gelişimini sürdürmesi önem kazanmaktadır.
Sağlıklı ve istenilen davranışlara sahip çocuklar yetiştirmek, onların gelişim özelliklerini ve bu özellikler doğrultusunda gereksinimlerinin neler olduğunu bilmeye bağlıdır. Erken çocukluk dönemindeki gelişmelerle, okul öncesi eğitim artık anne babanın yalnız başına başarabileceği bir konu olmaktan çıkmış durumdadır.

Eğitim, öğrenci-öğretmen-veli üçgeninden oluşan platformdur. Bu birliktelik ne kadar bilinçli ve sağlıklı olursa, çocuklarımızda o oranda sağlam bir kişilik kazanırlar.


Eğitimin sağlam temeller üzerine kurulmasında ve insanların ileri yaşlardaki başarılarında okul öncesi eğitimin rolü bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Ana kucağındaki yoğun ilgiden sonra, anaokulu ortamı çocuk için dünyaya açılan yepyeni bir penceredir. Olumlu yada olumsuz anlamda verilen her şey, onları yetişkinlik yıllarında da doğrudan etkilemektedir.

3 yaşına kadar bir çocuğun beyni bir yetişkinden 2,5 kat fazla çalışır, 6 yaşına kadar bir profesörden 2 kat hızlıdır. Yapılan tüm uluslararası araştırmalar ve uygulanan testler göstermektedir ki 0-6 yaş grubunda, gelişim düzeyinde okul öncesi eğitimi almış çocukların, akademik programlarda eğitim almış olanlara göre 1. sınıf başarı düzeyleri daha yüksektir ve okuma yazmaya daha hızlı geçmektedirler.12 yaşında IQ değerleri 5 puan daha yüksektir, 15 yaşında yetenek sınavlarında % 90 -100 arası başarı sağlarlar. % 65’i liseyi, % 45’i üniversiteyi sorunsuz kazanır ve bitirir. Yetişkin olduklarında dış dünyayla kolay ve sağlıklı iletişim kuran, sosyal insanlar olurlar.

Okul öncesi eğitim kurumları; toplumun temel yapısını oluşturan

* Saygı,sevgi,
* Paylaşma, iş bölümü,
* Sorumluluk
* Sosyal çevre oluşturma açısından çocuğu geleceğe hazırlayan en güvenli ortamdır.

Bilindiği gibi, 3 ile 6 yaş arası çocukta pek çok gelişimsel değişmenin yaşandığı yıllardır. Normal gelişim gösteren bir çocuk, 6 yaş civarında pek çok motor becerileri kazanmış, çeşitli fiziksel becerilerini kullanmaya başlamıştır.

Bilişsel gelişim açısından ise, fiziksel ve sosyal çevresi ile ilgili yoğun bir bilgi birikimi oluşturmaya ve çevresinde gelişen olayları anlamaya başlamıştır.

Buna karşın, okul öncesi yılları çocuğun soyut düşünme yetisinin henüz tam şekillenmediği ve bu nedenle yapılan tüm etkinliklerin somut bir biçimde çocuğun yaparak ve deneyerek öğrenmeyi gerçekleştirdiği yıllardır. düşünüldüğünde, okul öncesi yılları çocuğun arkadaşları ve öğretmeni ile birebir olarak kuracağı iletişime dayalı konuşma ve dinleme becerilerini geliştirici etkinliklerin ağır bastığı yıllar olmalıdır.

Okul öncesi eğitim neden gereklidir
* Çocukta zeka gelişiminin %70 lik kısmı 7 yaşına kadar tamamlanır ve öğrenme becerisi bu yaşta gelişir.
* Çocuğun grup içine katılması, sağlıklı ilişkiler kurması, kültürel değerlerine sahip çıkması, sosyalleşmesi gibi olgular bu yaşta gelişir.
* Bu dönemdeki sapma ve olumsuzluklar çocuğun bütün yaşamını olumsuz yönde etkiler.
* Farklı kültür ortamlarından ve ailelerden gelen çocuklar ortak bir yetişme ortamına okul öncesi eğitim kurumlarında ulaşır. Çocuk kendine güven duygusunu bu kurumlarda kazanmaya başlar.
* Dilini doğru, yanlışsız ve güzel konuşma özelliğini bu yaşta öğrenir. Toplumu, çevreyi, evreni ve insan davranışlarını tanımaya başlar.
* Nesneleri, eşya ve varlıkları, temel bir takım becerileri, davranışları, olumlulukları ve olumsuzlukları öğrenmeye başlama yaşı 4-6 yaşları arasındadır.
* Aile içi desteğin tek başına yetmediği, çocuğun kendi yaşıtlarıyla birlikte olabileceği, bedensel ve zihinsel gelişmelerini sağlıklı biçimde sürdürebilecekleri bir ortam olduğu için okul öncesi eğitim zorunlu ve gereklidir.

Türkiye genelinde ortalama okul öncesi okullaşma oranı %15 tir. Bu son derece çarpıcı bir orandır. Diğer Ülkelerle karşılaştırıldığı zaman durum daha net olarak anlaşılmaktadır. Avrupadaki bir çok ülkede bu oran %100’dür.

Okulöncesi eğitiminin desteklenmesi için sonuç olarak şunları söyleyebiliriz: Aile ve eğitimci işbirliği ile gerçekleşen okulöncesi eğitim; çocuğun daha yaratıcı, ileriyi görebilen, yeni ürünler yaratabilen ve çevresini kendi amaçları için yönlendirebilen özerk bir birey olarak yetişmesine katkı sağlayacaktır

Sonuç olarak;

Okul öncesi eğitim önemli ve her çocuk için gereklidir!...